By - - AIDS için yorumlar kapalı

Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz HIV enfeksiyonunun Geç dönemi AIDS yani Acquired Immune Deficiency Syndrome (Bağışıklık Sistemi Yetmezliği Sendromu) kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılmış bu sendromu inceleyeceğiz bu yazımızda.

Peki AIDS etkeni nedir?

Hastalığın etkeni önceleri LAV virüsü ve HTL-III virüsü olarak adlandırılmış olsa da son dönemde yapılmış olan araştırmalarda hastalık çoğunluğunun HIV-1 virüsü etkenli olduğu ortaya konmuştur.

Yine son yapılan araştırmalarda bir başka AIDS etkeni ise HIV-2 virüsüdür. Fakat  bu tip çok az görülmüşür. İlk 1981 yılında tespit edilen hastalıkta ilk vakaların %70’den fazlası homoseksüel ve biseksüellerde görüldüğünden hastalık “eşcinsel hastalığı” olarak anılmaya başlasa da şuan veriler tamamen tersine dönmüştür.

AIDS’in Görülme Sıklığı Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre 1986 yılı sonuna kadar toplamda AIDS’ten 29 bin ölüm, 39 bin hasta tespit edilmiştir. Afrika’da 10-15 milyon, ABD’de 2 milyon, Avrupa’da 1 milyon civarında HIV virüsü ile karşılaşmış insan olduğu sanılıyor. 2004 yılı sonunda 39 milyon HIV-AIDS vakası görülüp bunların 5 milyonunun ise yıl içinde oluştuğu ortaya konmuştur. Bu durum AIDS’in hızla yayıldığını göstermeye devam etmektedir.

Ülkemizde 1992 yılına kadar 98 vaka bildirilmiş olup bunlardan 41’i ölmüş 52’si yaşamaktadır. 2004 yılına ait verilerde ise 524 hasta ve 1278 taşıyıcı tespit edilmiştir. Bu sayılar hız kesmeden artmaya devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 1985-2011 yılına kadar kayıtlara 3 bin 723 erkek, 501 kadın olmak üzere 5 bin 224 AIDS vakası kayıtlara geçmiştir. 2011 yılı verilerinde kayıda geçen vaka sayısı ise 699’dur.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

AIDS’in esas olarak üç bulaşma yolu bulunmakta olup bunlar;

  • Kan ve kan ürünleri
  • Cinsel temas ile
  • Anneden fetüse geçiş

Bunlar haricinde jilet, diş fırcası, tırnak makası ile kanla temas edebilecek ortak kullanıma açık malzemelerlede bulaşma tehlikesi vardır. Ancak bununla birlikte;

  • Hasta kişilerle dokunmak, el sıkışmakla,
  • Tuvalet kapaklarından,
  • Telefonlardan,
  • Tabak, kaşık ve bardaklardan,
  • Yüzme havuzlarından ve hamamlardan,
  • Öpüşmeyle,
  • Sivrisineklerle AIDS bulaştığı tespit edilmemiştir.

AIDS’in risk faktörleri nelerdir?

  • Damardan ilaç ve uyuşturucu alan/kullananlar,
  • Hemofilik kimseler,
  • Seks işçileri
  • Kan ve kan ürünü nakli yapılanlar,
  • AIDS’lilerle cinsel temasta bulunanlar,
  • Sağlık çalışanları,
  • Homoseksüeller
  • Biseksüeller
  • Heteroseksüeller

AIDS’in Genel Belirti ve Bulguları Nelerdir?

AIDS ağır seyreden ve genellikle ölümle sonuçlanabilen, 3 ay ile 3 yıl kuluçka devresi olan bir hastalıktır. CD4 ve lenfositlerde varolan harabiyet sebebiyle vücut bağışıklık sistemi yetmezliği ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu olarak da enfeksiyonlar ortaya çıkmaktadır.

En önemli belirti diyebileceğimiz; Lenfadenopati (lenf bezi büyümesi) sert ve ağrılıdır. Bu durum 3 aydan uzun süre devam eder. Bununla birlikte; Ateş, kuru ve devamlı öksürük, gece terlemesi, kolay yaralanma, sebepsiz kanamalar, yorgunluk, ishal (diare), kilo kaybı, görme bozukluğu, işitme bozukluğu, mantar enfeksiyonları, uçuklar, anüs mukozasında renksiz ve morumsu nodüller, deri döküntüleri sık rastlanan belirtilerdir.

Halsizlik, ishal, ateş ve gece terlemeleri, lenfadenopati (lenf bezi büyümesi) gibi belirtilerin görünmesi AIDS düşündürür. Bu belirtilerin ne zamandır devam ettiği, hastanın cinsel yaşam biçimi, kan nakli ve damar içi ilaç uygulaması alıp almadığı, bağımlılıkları araştırılmalıdır.

AIDS’de Tanı Nasıl Konur? Laboratuvar Bulguları Nasıl Olur?

AIDS etkenini taşıyan kişilerde hiçbir hastalık belirtisi göstermeden, uzun süre hastalığı bulaştırmaya devam etmesi erken teşhisin önemini arttırmaktadır. Bu sağlam kişilerin korunması açısından önemlidir.

Bağışıklık sistemi harap olan hastalarda, AIDS ağır hastalık tablosu ile kişiyi ölüme götürmektedir. Oysa AIDS etkenini taşıdığı halde, yıllarca hiçbir belirti vermeyen hastaların sayısı da oldukça fazladır. Hastalığın bu özelliklerinden dolayı erken teşhis önemli bir özellik kazanır ve hastaların hayatlarını kurtarabilir boyuttadır.

Deri ve kan testleri ile mantar, virüs, parazit ve bakteri enfeksiyonu yönünden araştırılmalıdır. Eğer ki herhangi bir immün sistem ( bağışıklık sistemi) bozuklukları, sifiliz gibi hastalık yoksa bu sefer kan da HIV antikoru, ELİSA yöntemi ile araştırılır. Bu testin iki defa pozitif çıkması durumunda Western –blot testi denen test ile doğrulama deneyine gider. Ayrıca İFA, RIPA, gibi yöntemlerde sık kullanılmaktadır.

Şunu unutmamak gerekir ki hiçbir belirti görülmediği halde HIV antikoru bulunabildiği gibi, antikor bulunmadığı halde de HIV virüsü bulunabilmektedir.

AIDS’in Komplikasyonları (Yan Etkileri) Nelerdir?

AIDS’li kişilerde çoğunlukla enfeksiyon hastalıklarına bağlı olarak, yani ikincil bir hastalık oluşumu sebebiyle ölüm olmaktadır. Özellikle Pneumocystis Carinii (pnömonisistis karin), M. Tüberkülozis ( tüberküloz, verem etkeni) gibi bakteri ve virüs hastalıkları etkenlerinin oluşturduğu en çok görülen infeksiyonlardandır.

AIDS Nasıl Tedavi Edilir?

Bu gün için AIDS’in bilinen kesin bir tedavisi yoktur. Tedavi uygulanmaktadır fakat, yapılan ilaç tedavisi yalnızca virüsün çoğalmasını kontrol altına almaktadır. Bunun dışında özel bir bakım tedavisi yoktur. Hastaların beslenmesine ve hijyenine büyük önem verilir. Enfeksiyonlara karşı korunma sağlanır, psikolojik destek verilir.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

AIDS’in nedeni henüz tam olarak bilinmediğinden hastalığın kontrolüde şimdilik tam olarak mümkün değildir. ölüm oranının yüksek oluşu ve tedavinin bilinmeyişi korunmanın önemini arttırmaktadır.

Korunmada, hastalığın bilinen bulaşma yollarına karşı önlem alınmalıdır. Riskli gruplardan kişilerle cinsel temastan ve kan naklinden kaçınılır. Kan ve kan ürünleri mutlaka kontrol edilerek kullanılır.

Aşı çalışmaları devam etmekte olup en önemli korunma yolu, riskli gruplara ve topluma doğru bilgilerle sağlık eğitimi yapmaktır.

Kısaca özetleyecek olursak, AIDS’ten korunma yolları,

  • Yaşam biçiminin düzeltilmesi,
  • Ortak enjektör kullanılmaması,
  • Kontrolsüz cinsel temastan kaçınılması,
  • Kan ve kan ürünleri ile temasta dikkatli olunması,
  • Kan ve organ nakli işlemlerinde HIV antikoru kontrolünün yapılması,
  • Kuaför, piercing, dövme malzemelerinin sterilizasyonuna dikkat edilmesi,
  • Sağlık eğitimi verilmesi, olarak öngörülür.

Kısa bir not;

1 Aralık Dünya AIDS Günü’dür. Bu günde her yıl büyün dünya da AIDS ile ilgili tüm eğitim faaliyetleri arttırılmaktadır. Ve Sağlık Bakanlığının ücretsiz AIDS danışma hattı mevcuttur. (tlf: 0800 314 79 79)

 

Tılsım Ragıpoğlu