By - - HIV Nedir? için yorumlar kapalı

HIV Nedir?

HIV yani Human Immunodeficieny Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) kelimelerinin baş harfleri kullanılarak adlandırılmış olan bir virüstür. Bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olup kronik bir enfeksiyon hastalığı oluşmasına neden olan bu virüs RNA grubundan  Lenti Virüslerdendir. CD4 taşıyan lenfositler ( lökosit yani akyuvar tipidir) ımmunolojik  (bağışıklık sistemi) faaliyetlere yardım eden hücrelerdir. Yine aynı şekilde CD4 ve lenfositler HIV enfeksiyonunun birincil hedefleridir. Hıv enfeksiyonu boyunca CD4 ve lenfosit sayıları azalmaya devam eder ve buna bağlı olarak kanserler ve AIDS’e neden olan fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar.

HIV Enfeksiyonunun Evreleri Nelerdir?

Virüs vücuda alındıktan sonra bazı evreler göstermektedir. Bu evreler yedi maddede izlenmektedir.

  • Virüsün bulaşması (vücuda alınması)
  • Akut HIV enfeksiyonu (birincil olarak gerçekleşir.)
  • Antikor oluşması (hastalığa neden olan etkenin zararsız hale getirilmesi için oluşan maddeler yani bağışıklama)
  • Belirtisiz Dönem (asemptomatik)
  • Erken belirti veren dönem
  • Geç belirti veren dönem (AIDS)
  • İleri Evre

HIV Virüsünün Bulaşma Yolları nelerdir?

            HIV enfeksiyonunda bulaşmanın 3 temel yolu vardır. Bu yollar;

  • Kan ve kan ürünleri
  • Cinsel Temas
  • Anneden Fetüse Geçme

Akut HIV Enfeksiyonu Nedir?

            HIV virüsünün vücuda alındıktan 1-6 gün sonra akut enfeksiyona neden olur. Belirtiler HIV enfeksiyonuna özgü değildir. Genel belirtiler; Ateş, bulantı ve kusma, baş ağrısı, ishal (diare), kemik ve kas ağrıları, lenfadenopati (lenf bezlerinde büyüme), deri döküntüleri, menenjit, karaciğer büyümesi, pamukçuk ile karakterizedir. Belirtiler 2-4 hafta içinde geçer. Fakat bulaştırıcılık bu dönemde başlar.

Antikor Oluşmasının Sonucu Nedir?

HIV virüsü vücuda alındıktan sonra %95 oranında vakada 6-12 hafta da HIV’e karşı antikor gelişir. Antikor oluşumu hastalığın ilerlemesine karşı engelleyici bir faktör değildir fakat hastalığın teşhisi için önem taşırlar. Bu dönem “serokonversiyon (kanda antikor görülmesi) dönem” olarak adlandırılmaktadır. Antikor oluşumuna kadar geçen sürede, kanda virüs varlığını sürdürmeye devam eder ve bulaştırıcıdır.

            Belirtisiz (Asemptomatik) Dönemin Özellikleri Nelerdir?

Serokonversiyon dönemden sonra enfekte kişiler “Asemptomatik (Belirtisiz) Dönem”e girmektedirler. Bulaştırıcı olsa da bu dönem belirtisizdir ve  7-13 yıl, ortalama 10 yıl sürer. Fakat vakaların %20-30’u bir sonraki döneme 2-5 yıl içerisinde geçmektedir. Bu süreyi etkileyen faktörler; hastanın yaşı, virüsün etkinliği, virüsün vücuda giriş yoludur. Transfüzyon (Kan nakli) yolu ile vücuda alınan virüsün etkinliği daha fazla olduğundan süre 6 yıla inerken, Virüsü cinsel temasla anal yolla alanlarda ise bu süre 10-12 yıla kadar çıkmaktadır.

Bu dönemde %40-50 vakada yapılan fizik muayene de yaygın lenfadenopati (lenf bezlerinde büyüme) görülebilir. Lenfadenopati (lenf bezi büyümesi), HIV virüsü ile karakterize olmayıp bir çok başka hastalıkta da görülebilen bir belirtidir. Peki lenfadenopatinin HIV virüsü dolayısı ile olduğunu nasıl anlayabiliriz? Lenfadenopati (lenf bezi büyümesi) kasık bögesi dışında en az iki ayrı bölgede 0.5-2 cm çapında olmalı ve en az  3 aydan daha uzun bir süre kalmalıdır. Bu dönem latent (gizli) bir dönemdir. Fakat gizli olsa da  bu dönemde lenf hücrelerinde virüs çoğalmaya devam etmekte ve CD4 hücre sayıları progresif (ilerleyici) olarak azalmaktadır.

Erken Semptomatik Dönemin Özellikleri Nelerdir?

Hataların doktora gitmelerine sebep olan semptomların başladığı dönemdir. Baş ağrısı, halsizlik, fazla kilo kaybı, nedeni belli olmayan ateş, uzun süreli ishal (diare), deri döküntüleri, herpes simpleks virüs infeksiyonları, mantar infeksiyonu en sık görülen belirtilerdendir.

CD4 hücre sayımı yapılmalı ve kandaki virüs miktarı tespit edilmeli bu sonuçlara göre de tedavinin seyri planmalıdır.

            Geç Semptomatik Dönemin (AIDS) Özellikleri Nelerdir?

Bu döneme gelindiğinde bağışıklık sistemi yetmezliği artık iyice belirginleşmiştir. Bir çok infeksiyon hastalığı ve kanser ortaya çıkabilmektedir. Halk arasında HIV ile ilgili tüm hastalıklar AIDS adı ile anılmakta ise de aslında virüsün vücuda alınmasının ardından geçirilen tüm dönemler HIV fakat hastalığın son basamağı ise AIDS dönemidir. AIDS’i ortaya koyan hastalıklar, çoğunluğu bağışıklık sistemi sağlam kişilerde hastalık yapma özelliği olmayan virüs, mantar ve parazitlerin neden olduğu bazı enfeksiyon hastalıkları ile beyin lenfoması (lenf sistemi kaynaklı kanser) gibi bazı karakterize kanser hastalıklarıdır.  Bu dönemde özellikle infeksiyon kaynaklarının tanısı, tedavisi ve profilaksisi (önleyici tedavisi) önemlidir.

İleri Evrenin Özellikleri Nelerdir?

            Bu dönemde bağışık sistemi baskılanmasına bağlı olarak gözde sitomegalovirüsün (CMV) etken olduğu infeksiyon görülebilir. Bu evrede artık yapılan antiretroviral tedaviye rağmen hastalarda ortalama 2 yıl içerisinde yeniden AIDS ile hastalığın meydana gelişi engellenememektedir.

HIV Hastalığının Genel Belirti ve Bulguları Nelerdir?

  • Deri hastalıkları
  • Ağız İçi lezyonlar, özellikle; pamukçuk
  • Yutma güçlüğü
  • Bulantı, kusma,
  • Karın ağrısı ve ishal (diare)
  • Pnömoni (zatürre)dir. Pnömoni; gece terlemesi, ateş, kilo kaybı, nefes darlığı ve öksürük gibi semptomları da beraberinde getirir.
  • Kalp zarında sıvı birikmesi (perikardiyal effüzyon)
  • Anemi (kansızlık) ,
  • CD4 ve lenfositlerde azalma
  • Bir çok sinir sistemi hastalığı
  • Beyinde Lenfoma gibi bazı özel kanser türleri

HIV Virüsü Nasıl Tedavi Edilir?

HIV infeksiyonunda kesin sonuç sağlayan bir tedavi yoktur. Yapılan ilaç tedavisi yalnızca virüsün çoğalmasının kontrol altına alınmasını sağlar.  Bu ilaçların adı “Antiretroviral ilaçlar” olup yapılan tedavi de aynı isimle yani, antiretroviral tedavi olarak adlandırılır.

Tedavi sayesinde CD4  ve lenfositlerin yükseldiği, HIV ile ilgili şikayelerin ve dönemlerin uzadığı belirlenmiştir. Tedavi de yol gösterici olansa laboratuvar testleridir. Hiçbir şikayeti olmayan hastalar için ise CD4 ve lenfosit sayıları yüksekse tedavi başlamadan önce test belli aralıklarla tekrarlanarak hasta sürekli takip edilir.

HIV Virüsünden Korunma Yolları Nelerdir?

Kısaca özleyecek olursak,

  • Yaşam biçimi düzeltilmelidir.
  • Kontrolsüz cinsel yaşamdan kaçınılmalıdır.
  • Kan ve organ naklinde HIV antikoru kontrolü yapılmalıdır.
  • Kan ile temas edebilecek aletler sterilize edilir.
  • Sağlık eğitimine önem verilmelidir.

HIV Hakkında Yanlış Bilinenler

  1. HIV homoseksüel hastalığıdır.

HIV yalnızca homoseksüellerde olan bir hastalık değildir. Aksine oranlara bakıldığında heteroseksüellerde homoseksüellerde olduğundan çok daha sık görülür.

  1. HIV cinsel yolla bulaşırsa daha tehlikelidir.

Anal seks ile bulaşma riski daha tehlikelidir. Çünkü sürtünmeye bağlı doku aşınması olur bu da kan ile temasına neden olabilmektedir. Kan ile temas, cinsel temasla bulaşmadan daha tehlikelidir.

  1. HIV virüsü öpüşme yoluyla bulaşır.

HIV virüsü ağız sekresyonları (salgıları) ve gaita (dışkı) yolu ile bulaşmaz. Bu yüzden öpüşme yoluyla bulaşmamaktadır. Fakat öpüşmelerde yumuşak olmakta fayda vardır çünkü ağızda yada dudakta olabilecek herhangi bir kanama bulaşmaya neden olabilir.

  1. Sivrisinekler HIV virüsünü taşır.

HIV virüsü sivrisinekler tarafından taşınmamaktadır. Ve bu yolla bulaşma olmaz.

  1. HIV virüsü taşıyan biriyle yaşamak sizi riske ortak eder.

HIV virüsü taşıyan bir insan ile aynı evde yaşamanız ve aynı eşyaları kullanmanız sizin için bir risk faktörü olmamaktadır. Aksine HIV virüsü vücut dışında 10 dk da ölmektedir.

  1. HIV virüsü taşıyan iki kişinin ilişkiye girmesi bir risk oluşturmaz.

Aksine ikincil bulaşma tespit edilmiş ve daha tehlikeli olduğu ortaya konmuştur.

  1. HIV virüsü Erkeklerde daha çok görülmektedir.

Aslında HIV virüsü cins, ırk, yaş fark etmeksizin herkeste görülebilir.

  1. “HIV virüsü taşıyorum çocuğum olamaz” düşüncesi

Günümüzde artık bu çürütülmüştür. Artık HIV virüsü taşıyan insanlarda çocuk sahibi olabilmektedirler.

  1. Oral seksle bulaşma olmaz.

Yanlış. Anal, vajinal ya da oral fark etmeden her türlü cinsel temasta prezervatif kullanılmalıdır.

  1. “HIV virüsü taşıyorum, öleceğim” düşüncesi

Günümüzde çürütülmüş bir düşüncede budur. Gerçekte bu hastalar artık çok uzun süre yaşayabilmektedir.

   11. Oral seksten sonra ağız iyice temizlenmelidir.

Aksine eğer ki dişlerinizi fırçalarken diş etinizde kanama olursa risk artmaktadır. Bu nedenle sadece gargara tavsiye edilir.

 

Tılsım Ragıpoğlu